BorsaYorum yapılmamış

default thumbnail

 

Yukarıda endeksin 1996’dan bugüne Dolar bazında aylık grafiği veriliyor. Orta kadranda işlem miktarı, onun altında TKE göstergesi ve en altta da RSI göstergeleri bulunuyor. Geçmişe baktığımızda, 2008 yılındaki krizde (ilk mavi çember) 1.20 dolar seviyelerine gerilemiştik. Şimdi yine aynı yerlerdeyiz. Fakat, 2008’de sorun ABD’den kaynaklanmıştı ve küresel tüm borsalarda düşüş olmuştu. Çıkış sırasında ise FED’in bastığı paralar gelişmekte olan ülkelerde getiri aramaya çıktığı için, basılan paralar bize yaramış ve endeks 1.20 dolar seviyelerinden 3 dolar seviyelerine kadar çıkmıştı. Şimdi borsanın yine aynı yükselişi yapacağını söylemek yanlış olabilir. Çünkü şu an Türkiye’ye sermaye girişi olması için sağlam bir hikaye yok. Sadece borsadaki şirketlerin aşırı ucuzlamış olması talep yaratabilir, ama 2008’deki gibi sert yükselişi getirmeyebilir. Bu aşamada sıradan yatırımcılar endeksin çok düştüğünü ve 2008’deki gibi dolar bazında %100’ün üzerinde yükseliş olacağını düşünebilirler. Yani grafik böyle bir mesaj veriyor olsa da, ülkeye yabancı sermayeyi çekecek ciddi bir sebep gerekiyor. Şu an Amerika’da bütçe açıkları artıyor (Vergi indirimleri nedeniyle) ve ABD hükumeti piyasadan kara bir delik gibi dolar çekiyor. Bu da küresel bazda dolar kıtlığına sebep oluyor. Zaten Doların diğer paralara karşı değer kazanmasının önemli bir nedeni de budur. Sizler diğer sebebi zaten biliyorsunuz. FED’in faiz artırım sürecine girmiş olması ve parasal genişlemeyi sonlandırıp piyasadan para çekiyor olması nedeniyle, ABD doları değer kazanıyor. Bu da dolarda yukarı yönlü bir trend oluşturuyor. Bu arada bizi daha fazla olumsuz etkilemesinin ana nedeni ise, birincisi, özel sektörün dış borçlarının kırılganlık yaratması ve ikincisi de enflasyonist beklentilerin çok yükselmiş olması  ve enflasyona  ilişkin olarak kalıcı ve etkili adımlar atmış değiliz.  Sonuç olarak 2008 krizi sonrasındaki gibi bir borsa yükselişi olması için, dışarıda yine para basılmaya başlanması veya FED’in faiz indirmeye başlaması lazım. Ya da Türkiye’ye başka bir yerden ciddi bir kaynak girişi olmalı. Bunları özellikle neden yazdım? Grafikler bazen aldatır. İnsanlar genel olarak geçmişe bakıp “şöyle olunca böyle olmuş” şeklinde yorum çıkarırlar. Fakat her dönemin özelliklerini bilmek gerekir. Yine de, borsanın 1.20 dolar seviyesine gerilemiş olması, gerçek yatırımcılar için çok cazip fırsatlar sunacaktır. Ama yatırımcılar “tam dönüş noktasını” yakalamaya çalışırlar. “Sabır” ve “yatırımcı” kelimelerini yan yana koyarsanız bence bunun adı “çelişki” olur. Borsa bir gün elbette ki yeniden 3-4 dolar seviyelerine yükselecektir. Burada sorulması gereken soru, dolarınızı şu an borsa dışında bir yatırım aracında %100 artırmak için kaç yıl bekleyeceğinizdir. Örneğin şu an dolar faizinin net %3 olduğunu düşünsek (bu rakam çok iyimser ve abartılı bir rakamdır)  dolar bazında %100 getiri için 23 yıl beklemeniz gerekiyor. Şu an 1.34 dolar seviyesinde olan borsa kaç yılda 2.68 dolar seviyesine gelir? Eğer 2.68 dolar seviyesi için 23 yıl beklerseniz (Dolar faizinin sabit kalacağını varsayarak) aslında bir kaybınız olmayacak. Ama 2 yılda 2.68’e gelirse, 23 yıllık getiriyi 2 yılda almış olacaksınız. Peki Borsa ne kadar sürede 2.68 dolar seviyesine gelir?

Grafiğe bakarsanız bunu cevabını bulursunuz. Örneğin 2001 krizinde borsa 50 cent seviyesine düşmüş ve izleyen 9-10 ayda %100 getiri sağlamıştır. 2008 krizinde 1.20’den 2.40’a yaklaşık 7-8 ayda çıkmıştır. Ama dediğim gibi o sıralarda FED deli gibi para basmıştı ve hatta 2010 yılında borsa 5 dolara gelmişti.

Yaşanmış Bir Olay

Şimdi yaşanmış bir olayı anlatacağım. 2001 yılı krizi yaşanmış ve borsa 60 cent seviyelerine düşmüştü. 2002 yılına girdiğimizde ise seçim yapılacaktı. Tahminen Ağustos aylarıydı. O sırada borsa 60 cent civarındaydı. O sıralarda Dünya Gazetesinin GLOBUS isimli aylık dergisinde yazıyordum. Eylül sayısında yayınlanmak üzere  yazımı gönderdim. Yazımın başlığı ise “Borsada Kazanmanın Mucizevi Formülü” şeklindeydi. Normalde her ay yazı gönderip bir başlık atardım. Derginin kapağında belki çok küçük bir yer verilir ya da çoğunlukla değinilmezdi bile… Dergiye yazıyı gönderdiğimde muhabir olan editör bir kadın arkadaş bunu düzeltir, grafiklerini hazırlar ve yayınlanacak hale getirirdi. O ayki yazımın ana teması ise size yukarıda anlattığım mantıktı. Yani borsa 60 cente düşmüştü ve bir daha ne zaman 120 cent olur sorusuna cevap arıyordu. O sırada ABD doları faizi yüksekti ve dolar bazında %100 kazanmak için yaklaşık 10 yıl beklemek yetiyordu. Ben de bu yazıda geçmişte borsanın diplerden dönüşlerinin ve dolar bazında en az %100 getiri sağlamasının ortalama 16 ayda gerçekleştiğini yazmış ve borsada alım önermiştim. Alım önerirken de borsanın 60 cent seviyelerinden 50 cent seviyelerine kadar düşebileceğini, gerçek yükseliş trendinin ne zaman başlayacağını bilmediğimiz için, bu trend başlayana kadar her ay alım yapılması gerektiğini vurguluyordum.

Dergi çıkınca bana gönderilirdi ama elime ulaşmamıştı ve muhabir arkadaş beni telefonla arayıp dergiyi gördünüz mü? Ben de “hayır henüz elime ulaşmadı” dedim.. O zamanlar cep telefonları henüz yeni ve akılsız oldukları için derginin kapağının resmini çekip göndermesi mümkün değildi. Hemen dışarı çıkıp dergiyi satın aldım. Kapağı gördüğümde şok oldum. Çünkü benim yazım kapak olmuştu. Kapakta kafasında uzun bir şapka olan elinde de sihirli bir değnek olan  sihirbaz  vardı ve borsa endeksine bu sihirli değneğin dokunduğu yerde bir parıltı oluyordu. Kocama harflerle “BORSADA KAZANMANIN MUCİZEVİ FORMÜLÜ” yazıyordu. Tabi ki yazdığınız bir yazı kapak olunca mutluluk duyuyor ve motive oluyorsunuz, fakat bir akademisyen olarak çok eleştiri alacağımı biliyordum. Hemen muhabir arkadaşı aradım ve bu endişemi dile getirdim. Bana ne anlatsa beğenirsiniz…

  • Hocam bakın size ne anlatacağım…  Bugün  ” ………………..” Bankasının genel müdür yardımcısı “……………..” Bey ile röportaj yapmaya gittim. Benim önüme dergiyi sinirli bir şekilde koydu ve “Herkes yapıyor, bari siz yapmayın… Bu kapak nedir?” dedi… Ben de kendisine yazıyı okuyup okumadığını sordum. Kendisi “niçin okuyacak mışım ki… safsatalarla mı uğraşacağız, borsa kazanmanın mucizevi formülü mü olur? dedi. Ben de “Lütfen yazıyı okuyun ondan sonra konuşalım” dedim..” Ben röportajı bitirip gazeteye geldim.  Aradan 1 saat geçmedi ve beni arayarak hayatında ilk defa hisse senedi aldığını, borsa düşerse her ay artıracağını söyledi” dedi. (Eylül 2002’de bunlar oluyor).

Bu konuşmadan sonraki 3 ay içinde borsa 51-52 cent seviyelerine kadar düştü ama Kasım 2002 seçimleri sonrasında  Nisan 2004 itibariyle de (yani Gn Mdr yardımcısı hisse aldıktan 19 ay sonra) borsa 1.30 dolar seviyelerine gelmişti. Muhabir arkadaş yine beni arayıp, o gn. mdr yardımcısının kendisini arayıp, hisselerini dolar bazında %110 kârla sattığını söylediğini bildirdi. Ben şaşırdım… Çünkü nasıl sabredebildiğini, borsa düşerken nasıl hisse alamaya devam ettiğini de  merak ettim. Normalde beyin bunu yapmaya izin vermez. Ama kendisini aramadım. Çünkü muhabir arkadaşa özel bir bilgi vermişti ve bana söylediğini kendisine söyleyemezdim. Normalde bir yatırımcı beyni böyle davranmaya izin vermez. 60 centten hisse almışsa, 52 cente düştüğünde şikayet etmeliydi. Bu süre zarfında 2003 yılının Mart ayında ABD ile tezkere krizi çıkmış ve bize yapacakları 26 milyar dolarlık yardımı askıya almışlar ve endeks yeniden 52 cent seviyelerini görmüştü. Demek ki  hedefini belirlemiş, sabretmiş ve beklemiş…

Şu an yine biliyorum ki; birkaç yıl sonra yukarıdaki grafiğe bakacağız ve belki de “Vay beeee… ABD ile kriz yaşarken BIST-30 kağıtlarını alsaydım param dolar bazında ikiye katlanacaktı” diyeceğimiz günler olacak. Ama bir düşmanınız var ve bu düşman kendinizsiniz… Nasıl olduğunu anlatacağım…

Beyniniz Sizin Düşmanınız Olacak

Borsada bana göre en geç 1-2 yıl içinde 2.60-2.70 veya 3 dolar seviyeleri görülecekse 23 yılda kazanacağınız faiz getirisini borsadan belki de en geç 1-2 yıl içinde sağlayabilirsiniz. Fakat bunu yapmaya karar verirseniz, önünüzde önemli bir düşman olacaktır. Bu düşman da kendi beyninizdir. Yazdıklarımı okurken, beyninizde oluşan bir grafik var. Bu grafiğe göre 1.20’den alıyorsunuz ve zaman ilerledikçe borsa 1.40, 1.60 ve 2.40’a doğru gidiyor. Fakat bir yandan da “acaba alsam mı, daha da düşer mi?” diye şüphe de duyuyorsunuz. Yani  işler kafanızda beliren yol haritasına uygun bir şekilde  gelişmeyebilir. Belki, 1-2 yıl sonra veya daha erken 3 doları görürüz ama, eğer endeks 1-2 ay sonra 80 cente düşerse ne yapacaksınız? Dayanabilecek misiniz? Yani asıl soru şudur; 1-2 yıl içinde oluşacak fiyat hareketlerine karşı dirayetinizi koruyabilecek misiniz? Şunu unutmayınız, kimse dibi yakalayamaz. Beyin dibi arar ve dipten yukarı dönüş olduğunda “keşke alsaydım” der. Ya da alım yaptınız, fiyatlar düşüyor… “Keşke almasaydım bekleseydim der”. Tüm bunları bertaraf etmenin yolu, FİYAT denilen şeytanın peşine takılmamaktır. Nasıl ki şu an herkes doların peşine takıldı ve şuurunu kaybetti ise, siz de rotanızı kaybedersiniz… Rotayı kaybetmemek için tek fiyata odaklanmamak gerek. Alımları her hafta veya her aya yaymak sağlıklı olur. Yukarıdaki grafiğe tekrar bakın. TKE göstergesi “0”ın altına düşmüş. Aynı şekilde RSI göstergesi de 20’nin altına düştü. Bu durum, endeksin bir süre boacalayacağına sinyal olabilir. Ortada yakın görünürde bir  hikaye yoksa, endeks gerilemeye devam edebilir. Örneğin elinizde 20 bin TL var ve  bundan sonraki süreçte hisse almayı düşünüyorsunuz ve BITS-30 içindeki hisselere odaklandınız. Alımlarınızı BIST30’da günlük bazda %2 veya daha fazla düşüş olduğu günlerde yapabilirsiniz…   Yani herkes panik yapıp satarken siz alıyor olursunuz… Bu mantıkla 2008 krizinde örneğin BIST-30 hisselerini topladığımızı varsayalım… Aşağıdaki grafik BIST-30 endeksinin aylık dolar bazlı grafiğidir.

2008 krizinde BIST-30 endeksi 1.58 dolar seviyelerine kadar gerilemiş ve bu seviyelerde yaklaşık 6 ay kalmıştı. Bu altı aylık sürede dip seviye 1.52, tepe seviye de 2.2 dolar olmuştu. Yani ortalaması 1.86 dolar seviyesine tekabül ediyor. Şu an itibariyle BIST-30 endeksi 1.63 seviyesinde bulunuyor. Bir bakıma 2008 krizindeki diplere yakın yerlerde bulunuyor. 2008 krizi sırasında İlk defa 1.55 görüldüğü sırada her hafta alım yapan birinin ortalama maliyeti 1.9 veya 2 dolar civarında olmuştu. İzleyen 7-8 ayda da BIST-30 endeksi 4 dolar seviyesine kadar çıkmıştı. Ama daha önce söylediğim gibi FED’in bastığı paraların coşkusu çok çabuk gelmişti. Şu an yine 1.60 civarlarındayız ve TKE göstergesi ile RSI göstergesi bir süre 1.50-2.0 dolar arasında dalgalanma olabileceğini gösteriyor. Yani bir süre dipte yatay hareket olabilir. Sebebi de, özellikle döviz borcu yüksek olan firmaların sıkıntıya girmesi olasılığı olabilir. Diğer taraftan BIST-30 içinde bankalar da var ve bu aşamada hikayesi en zayıf olanlar da bankalar. Dolayısıyla, hemen ani bir dipten dönüş yerine bir süre 1.5 dolar ile 2 dolar arasında dalgalanmalar olabilir. Bu dönemlerde özellikle sert düşüş olduğu günlerde hissesini alıp kenara çekilen ve en az 1-2 yıl beklemeyi düşünen biri bana göre en mantıklı hareketi yapmış olur.  BIST-30 hisseleri içinden seçim yaparken, bence finans sektörü hisseleri yerine, daha çok üretim yapan ama döviz yükümlülükleri az olanları seçmek lazım. Kurlar bu kadar yükselmişken, ihracat potansiyeli yüksek olacak şirket hisseleri pozisyon almaya başlamak için daha anlamlı olabilir. Yalnız bu arada şunu söyleyeyim, Kasım ayında hazinenin yüklü itfaları var. O aylarda borsada dikaktli olmak da lazım…

 

Strateji ne olmalı? Diyelim ki 20 bin liranız var ve A, B, C hisselerini toplayacaksınız.  10 bin lirasına A hissesi, beşer bin lirasına ise B ve C hissesi almaya karar verdiniz. Alımlarınızı gelecek 1 aya yaymayı planladınız.  A hissesinden 2 bin liralık, B ve C hisselerinden de biner liralık  aktif fiyattan alım yapabilirsiniz. Sonra da aldığınız fiyatın makul bir seviye altına (teknik desteklere bakarak alışlarınızı girebilirisiniz. Örneğin aldığınız fiyat seviyesinin %2 altına 2 bin liralık daha A hissesi için alım girerken, B ve C hisseleri için de aldığınız seviyenin %2 altına biner liralık alım giriniz. Alım emriniz en az 15-20 gün geçerli olsun. Nasıl olsa bir şekilde gelir. Üstelik böyle yaparsanız aldığınız hisse düştükçe sevinirsiniz, çünkü kelepir hisse toplama modunda olacaksınız. Fiyatın yükselmesini istemezsiniz. Hele bir de, yeteri kadar alım yapmış ve SABIR kelimesini beyninize işlemişseniz, yatırımcılık yolunda emekleme aşamasına geçmişsiniz demektir. Daha sonra ayağa kalkıp koşma zamanı da gelecek. Bir iki yıl sonra bakarsınız ki, herkes satarken siz almışsınızdır. Hani Warren Buffet diyor ya ortalık kan gölü iken alım yapın, herkes alım için kuyruktaysa almayın. Çünkü kuyruk varsa pahalıdır.  SABIR sözünü unutmayın. FİYAT şeytandır… Borsada yatırımın RELATIVITY Teorime göre, siz aldıktan sonra zaman bir türlü geçmez ve hisse yükselmez. Bu da stresi artırır. Sonra %10-15 kârı görünce hemen satmaya kalkarsınız (Ben demiyorum Nobel ödüllü Kahneman diyor, beynimiz, zarar ederken “bekle” der  ama kârda iseniz “hemen sat” der ve bekleyemez.)

Siz anladınız onu… mesajı aldınız… Paranız sağlığınızı bozmasın… Bana 2020’nin Ağustos ayından önce mail atmayın… Soru sormayın… Hangi hisse diye sormayın, ben de bilmiyorum… ve bilgi fakiriyim… Bildiğim bir şey varsa, beynimizin oynadığı oyunlardır. Bu oyunların üstesinden gelmenin yolu da, strateji oluşturup bu stratejiye uymaktır. Ekim ayında dünyanın en büyük davranışsal finans kongrelerinden birinde “iki yıl süren deney sonuçlarıma ilişkin sunumumu  yaptıktan sonra sonuçlarımı sizlerle paylaşacağım. Bundan önce yayınlamam maalesef yasak. Bu kongreden sonra, bana son 6 ayda borsada yaptığı işlemleri excel dosyası olarak gönderenlerle özel görüşeceğim (İşlemlerin girileceği excel dosyasını daha sonra sizlere bildireceğim). Davranışsal zaaflarını yaptıkları işlemlerden göreceğim ve bu sorunları çözmeleri için eğitim vereceğim ve eğitim sonrasındaki sonuçlarını da toplayıp yeni bir araştırmaya imza atacağım.   Eğer 2 yıl süren deney sonuçları ile uyuşursa, yeni bir teoriye imza atmak mümkün olabilir… Bu çalışmalar inanın aracı kurumların müşterileri ile olan diyaloğunu tümüyle değiştirecektir. Müşteri memnuniyeti çok artacaktır. Eylül ayında bir bankamızın elemanlarına bu konuda bir eğitim vereceğim ve sonuçlarını da görmeye çalışacağım… Unutmayın borsada yatırımdaki başarının %98’i psikoloji, %2’si bilgi’dir. Psikolojiniz hakkında bilginiz varsa, beyninizin yatırım kararlarında nasıl işlediğini çözmüşseniz,  beynin zaaflarına karşı savaşabilir ve arzu ettiğiniz başarıya ulaşabilirsiniz. Aksi halde bocalayıp durursunuz… 2006 yılında Daniel Kahneman’ın Türkiye’yi ziyareti sırasında tanımış ve bu konuya ondan sonra yoğun bir şekilde eğilmiştim. İyi ki de öyle yapmışım… Çünkü borsaya, yatırıma, başarıya ilişkin bakış açımı değiştirdi. Beynimiz,  bir hisseyi zararına sattığımız zaman bunu kötü bir anı (başarısızlık) olarak kaydeder. Halbuki önceden planlamışsanız ve göze aldığınız zarar gerçekleşince satmışsanız, bu büyük bir başarıdır. Siz beyninize bakmayın, bana bakın… Haydi iyi geceler…

 

Dr. Yaşar ERDİNÇ tarafından tarafından  tarihinde yayınlanmış bir makaledir.

 

 

Yorum yapan ilk sen ol.

Bir yorum ekle